Bataklıkta büyük postalların Düellosu

Belki de tüm Arap Baharı’nın en büyük amacı Suriye’ydi. Suriye’deki oluşabilecek iyi bir iç savaşa ortam hazırlamak. Bugün ne Libya ne Tunus ne de Mısır kimsenin umurunda varsa yoksa en büyük zulmün ve oyunların, paylaşmaların ve katliamın adresi komşu ülke Suriye.
Bataklığa çevirdikleri ülkede bugün zulmün adı bile konulamıyor. Ne iç savaş denk buna ne katliam ne terör. Her şeyin ve hepsinin yer aldığı ülke. Müslüman masum halkın bombalar altında can vermesi hiç şüphesiz en çok biz komşu ülkenin canını yakıyor. Üç günde olsa bir barış gelsin diye çırpınan biz olduk bayram öncesi. Savaş’ın ilk yıllarından beri her türlü yardımı ve sığınmacılara olan ev sahipliğiyle yine Türkiye ön plandaydı. Suriye önü alınamaz bir bataklığa doğru sürüklendikçe peyderpey yapılan tüm çabaların da yetersiz kaldığı ortamda artık Türkiye bu bataklığı kurutma çabasında olmak zorunda kaldı bir şekilde.
Birden değil belki ondan fazla sebebi olan Suriye Savaşı’nın en büyük pay kapma yarışı da ABD ve Rusya arasında. Bu iki ülke arasındaki hesaplaşmalarda Türkiye ortada kalan ülke. Rusya ile görüşmeler olurken Abd ile Rakka operasyonu gündeme geliyor. Suriye’deki dengeleri değiştirmede kilit role sahip olan Türkiye bu iki süper güç arasında balans ayarını tutturmada da büyük çaba sarfetmektedir. Bu arada Esad’ın rolü de bu paslaşmada değişmekte. Rus-Türk yakınlaşmasına yeşil ışık yakan Esad bu defa bir bakmışsınız ki İsrail ve Abd’den sert karşılık buluyor.
En kirli oyunların oynandığı bu İslam topraklarında Rusya’nın da belki tek başına bir şey yapamayacağı söz konusu. Nitekim bugünlerde Abd’den de tehdit lafları işiten onlarca generalini, uçağını, askerini pilotunu yitiren ve çokta kar elde etmemiş görünen Rusya’da girdiği bu bataklıkta yeni arayışlar içinde. Artık yaptıkları zulmün ve katliamın da bir faydasını göremeyen Rusya’nın tek adresi Türkiye’dir. Ne Esad, ne Çin, ne İran ne de başka bir ülke. Zulümle abad olunmaz ya mecburen bu silahların susması gerekecek bir gün.
Ortada bu anlamda bağımsız hareket edemeyecek bir İslam ülkesi veya birliği de olmayınca iş tek başına Türkiye’nin sırtına yüklenmiş oluyor.
Yapacak bir şey yok bataklıksa da bizim bataklığımız, Müslüman kardeşlerimizin düştüğü ve bizim de dolaylı olarak canımızın yandığı ve zarar gördüğümüz bir bataklık bu. Ya bunu kurutmak gerek ya da kurutmak için uğraşmak elbette veya bataklıktan üzerimize sıçrayacak çamurlara ve pisliklere karşı artık çok geç bir tedbirin bile mümkün olmadığı bir sabaha uyanmak. Bismillah dedik çıktık yola, şimdiye kadar yolunda giden seferimizi Allah kabul eyleye ve sonumuzu hayreyleye inşallah. 

 
YORUM EKLE