Cerablus‘la Başlayan Sefer

Askerimiz Cerablus’a girdi bir gururlandık bir gururlandık, sanki dünyayı kurtaracaktık, hem ordunun ihtiyacı olan moral geri geliyordu hem de dosta düşmana korku salacak şekilde mehter marşıyla uğurladık askerlerimizi. Birden geçmişe gittik ne oluyor geri mi dönüyorduk, tarihi kurcaladık Büyük Sultan Yavuz’un kulaklarını çınlattık ruhu şad olsun. Tabi gururlanmamak elde değil. Sonuçta bu yaraya, bunca yıllık zulme, acıya, gözyaşına derman olmaya gidiyorduk hem kendi selametimiz hem de komşu ülke Suriye’deki mazlum halkın. 
Eninde sonunda birgün olacaktı bu çıkartma, başka bir çözüm yolu kalmadı. Savaşın ilk yıllarında arkasındaki Abd, Avrupa ülkeleri, İsrail, Rusya, İran vs.. ülkelere güvenen Esad, Türkiye’nin tüm iyi niyet uyarı ve çağrılarını görmezden geldi. Herbir ülke kendi menfaati için Esad’a arkandayız mesajı verdi. Evet arkasında oldular hep ama ülkeyi yangın yerine çevirip III. Dünya Savaşı’nın cephe hatlarını küçük bebeklerin, yaşlıların, kadınların, masumların üzerinde açarak. Tabiki en büyük zararı komşu ülkeler içinde kilometrelerce sınırı olan biz görüyorduk zaten savaşın manası da buydu ya!
Hem Irak sınırımızda olduğu gibi Büyük İsrail puzzle’nı tamamlayacak ikinci bir Kürt Devletini Suriye sınırımızda çıkartmak hem de bu arada Türkiye’yi bitirmek. Bittik mi tüm provakasyonlar, mülteci akınları ve saldırılar karşısında yıllardır, bitmedik şükürler olsun. Kurdurduk mu Pyd Devletini onu da kurdurmadık. Kurdurtmayacağız da inşallah. Artık oyun sırası bize geldi ki zaten bir yıldan uzun süredir sabrımızın taştığı ve operasyonun çeşitli sebeplerle bekletildiği bir durum sözkonusuydu zaten. Şuna inanıyorum ki Esad’ın da ihtiyacı olan Türkiye‘dir. Çünkü Suriye‘yi bu cehennemden bizden başkası kurtaramaz, çünkü Türkiye bunu mazlumların sesine kulak verdiği ve kendi insanıyla birlikte komşu ülkenin halkının hakkını koruma cihetiyle yapıyor. Sıcak denizlere açılmak gibi bir gayesi yok, sunnileri destekleyip sunni devlet kurdurmak, ya da şiileri, ya da Büyük İsrail hayali, ya da eski silahlarını satma peşinde değil tüm bu emperyalist ülkelerin yaptığı gibi.
Bu anlamda yapılan Rusya görüşmeleri ilişkilerin kuvvetlendirilmesi, Suriye sorununun ele alınması, Başbakan’ın altı ay içerisinde büyük değişikliklerin bu yörede olacağı sinyalleri, İran’la bir takım görüşmeler bu atılımın yalnız başımıza planlanmadığını gösterir. Burada Rusya’nın ancak ikili oynamaması şartıyla Başbakan’ın verdiği sinyalin gerçekleşebileceği kanaatindeyim. Sonuçta bir kere bir hayal kırıklığı yaşandı Rusya’yla Abd ile yaptığı görüşmeler akabinde geçen sene. Ama Rusya’nın da bu Abd ittifakıyla çok birşey kazanamadığını görmüştür. Ama yine de bu ferasetini koruması gerçekten Suriye sorununa ihtiyacımız olan adımları atmamızda fayda sağlayacaktır. Bugün Suriye sorununda dost müslüman ülke Katar’ın veya Kazakistan’ın ve yahut Pakistan’ın çok faydası olmaz, Hristiyan bir ülke olarak komşu ülke Rusya’nın müteffikliğine sadakatiyle ama çok şeyler olabilir.  İran ve Esad’ın da yörüngesi zaten Moskova’ya bağlıdır. Onun için Rusya bu anlamda kilit ülke.
Abd ve Avrupa bilinçli hainliğine devam edecektir ki misyonu budur zaten, cürmü kadar yer yakar. Pyd’ye çekil dedik çekilmedi, çekildiğini düşünüyoruz, çekilmesini bekliyoruz, olayı kınıyoruz, Kürt Devletinden yana değiliz gibi Beyaz Saray sözcülerinin açıklamaları bu aralar sık sık duyulur daha önce Pyd müteffikimizdir hedefimiz Daeş’tir deyip durdukları gibi. Ya da konjöktöre göre tam tersi, Türkiye’ye Pyd’ye dokunmamasını, Daeş’e karşı ortak hareket etmesini falan bile dillendirebilirler..
Barzani bunların gerçek yüzünü anladığından ve bildiğinden Türkiye’yle ilişkilerini devamlı sıkı tutmuştur. Çünkü Türkiye hiçbir zaman kendine sırtını dayayanı sırtından vurmamıştır tarih boyunca. İşte sırtını Abd’ye dayayıp mal mal bakacaklar teraneleri savuranlar şimdi bön bön bakmıştır bu yüzden.
Çok zor olsa da Esad’la buluşmak -Devletin üst mertebesiyle olmasa da- zorunlu olacaktır, dile getirilen geçiş sürecinde oynayacağı rolden dolayı. Belki şimdi otursa Türkiye masaya Rusya yüzseksen derece dönüş yapacaktır. Ya da Abd Rus yakınlaşmasına karşı bu kozu kullanabilir.  Tabiki şimdi yolun başındayız geçiş süreci meselelerinin oturulup konuşulmasına zaman var. Ama burada Esad’ın da sadece bir piyon olduğu kendi başına hiçbir kararı vermediği daha çok babası döneminden kalma anlayışın adamlarının söz sahibi olduğu unutulmamalıdır.  Yaşı mahkemece yükseltilerek bu makama zamanında alelacele getirilmişti. 
İleriki zamanlarda ne olur ara sıra Pyd teröristliğini dün olduğu gibi gösterir moral bozar, kendisine mutlaka belli istihbaratlar gider üst akıldan ona göre deli danalar gibi saldıracaktır bir süre. Ama Suriye Tunceli’nin, Hakkari‘nin dağları değil, dümdüz ova, nereye kaçacak? Bir öldürse bin ölür. İkiz kardeşi Pyd yara aldıkça Pkk Türkiye’de kuduracaktır ve canımız yanacaktır hiç şüphesiz ama hangi zaferin bir bedeli olmamıştır ki. Ya da Abd’nin Daeş’e karşı desteklediği Pyd bir bakmışsınız aleni Daeş’le bir olup saldırmış. Şu bir gerçek ki üstüste gelseler, alt alta da yan yana da hak gelir batıl zail olur ve hep olmuştur. 
Ya üzerimizde Suriye üzerinden oynanan oyunlara seyirci kalacaktık ta ki üst akıl gerçek amacına ulaşıncaya kadar ya da harekete geçecektik artık. Esad’ı desteklemekle, İran’la olmakla Rusya’nın Suriye siyasetini takip etmekle ve yahut Abd’nin amacı doğrultusunda hareket etmekle bile bu illetten kurtulamazdık. Ya o illetle yüzyüze gelip bu ülkenin çıkarlarını ve mazlum Suriye halkının hakkını savunacaktık ya da ölmeye mahkumduk.
 
 Herşeyden önce dileğimiz Allah’ın yardımı, o tüm oyunları bozandır.
Eğer inancımız varsa şunu unutmamak gerekir ki Cerablus’a girerken askerimiz yalnız değildi, belki yanlarında görünmez Bedir şehitleri eşlik etmiştir, kim bilir, o kadar mazlumun duası boşa gitmeyecektir şüphesiz Allah katında. Bir Amerikan ya da Alman olsak bu ihtimallere şans vermezdik ama bir müslüman olarak inancımız gereği yalnız olmadığımızı biliyoruz.
Vesselam 
   
YORUM EKLE