Yaklaşık İki bin Yıllık bir devlet geleneğine sahip olan milletimiz köklü  bir devlet aklına ve birikimine sahiptir. Tabi devlet aklı vatandaşın  bildiği gibi işlemez ya da gündelik sığ siyasi polemiklerle de yürütülecek bir şey değildir.  Ağzı olan herkes her şeyi konuşur devlet aklı ise derinden tıkır tıkır işler gider. Öyle de olmalıdır.
“Ebed Müddet Devlet” diye tanımlanan devlet anlayışımız Selçuklu, Osmanlı ve bu gün Türkiye Cumhuriyeti olarak varlığını sürdürmektedir. Ana omurga ise İslam’dır. Her ne kadar devlet yönetiminde İslam anlayışı Cumhuriyetle birlikte sekteye uğratılsa da  bu tarihin akışı içerisinde açılmış gereksiz ve kısa bir parantez aralığıydı. Artık o parantez de kapanıp tarihe karışıyor.

Var olma gücünü İslam’dan alan devlet anlayışımız “Ebed Müddet Devlet” olarak her zaman yoluna devam edecektir. Devletin adını ne koyarlarsa koysunlar değişen bir şey olmayacaktır. Birileri gelip bu tarihi akışı değiştirerek  geçmişimizi yok saymaya kalkışsa bile  önünde sonunda milletimiz irfan geleneğinden tevarüs eden tarih şuuruyla aslına ve özüne dönmesini bilmiştir. Tıpkı bu gün yüz yıllık aradan sonra hızla yeniden öze dönüşün yaşandığı gibi.

Burada asıl mesele başta da söz ettiğimiz gibi “devlet aklı” dır. Bu akıl son yüz yıldır her ne kadar varlığını kaybetmeden devam ettiyse de doğru düzgün işletilemedi. Milletine yabancılaşmış bir yönetim anlayışıyla kendilerini aslan terbiyecisi gibi gören yöneticiler aracılığıyla darbe üstüne darbelerle devlet aklı hep dumura uğratılmıştır. O yüzden bu milletin başından duman gönlünden güman eksik olmadı. Çağdaşlık adına yola çıkanlar hep çağın gerisinde kaldılar.

Son Onbeş yıldır bu millet devlet aklının düzgün çalışması halinde ülkenin ne kazanımlara sahip olacağını ve neler yapılabileceğini değişimi de dönüşümü de büyük bir heyecanla yaşayarak gördü.
Şimdi devlet aklı düzgün çalıştığında kırk yıldır başa çıkılamayan terörle mücadelede neler yapılabildiğini gelin hep beraber görelim.

Törör belası Türiye’nin maddi ve manevi bütün kaynaklarını kırk yıldır acımasızca emdi. Bu bela devletin içindeki ihanet şebekelerinin desteğiyle büyüdü. İhanet içeriden olunca devlet aklı organları organları düzgün çalışamadı. Çalıştırmak isteyenleri de bir bir seri cinayetlerle ortadan kaldırdılar. Öyle noktaya gelindi ki din düşmanı olan Pkk terör örgütü gerek içeriden gerekse dışarıdan büyük bir medya desteğiyle Dindar Kürt halkının büyük çoğunluğunun desteğini kazanmaya başladı. Terör örgütünün siyasi uzantısı olan HDP barajı aşma ihtimali dahi yokken 7 Haziran 2015 parlemento genel seçiminde  %13,12 oranında oy alarak  80 milletvekiliyle meclise girmeyi başardı. Bu neyi gösteriyordu? Demekki İslami hassasiyeti yüksek olan Kürt halkı Leninist, komünist ve ateist  bir terör örgütü olan pkk tarafından iç ve dış destekli her türlü propagandalarla kandırıldı. Hatta hükumetin başlattığı çözüm sürecini bile suistimal ederek kendilerinin başarısı olarak gösterip halkın yaşadığı rahatlamanın kendileri sayesinde gerçekleştirildiği algısını yaydılar. Barışı da çözümü de biz getireceğiz dediler.

Peki Devlet bu süreçte ne yaptı?

Devlet aklı ve refleksi gereği özellikle çözüm sürecinin başından itibaren hiç boş durmadı. Bütün bu gelişmeleri an be an izledi ve zamanı gelince kullanmak üzere kayıt altına aldı. Çözüm sürecinde pkk nın ne kadar samimiyetsiz olduğunu silah bırakıp çekilmek yerine Güney Doğu’da kazdıkları çukurların, mevzilendikleri evlerin, tuzakladıkları sokakların, kanalizasyonların... başından itibaren çetelesini tuttu. Nerede nasıl devlete karşı kalkışma yapacaklarını avucunun içi gibi biliyordu devlet.
Kimileri der ki pkk bu çukurları kazarken Güney Doğu da şehirlerde bu kadar silahlanırken devlet neredeydi, bilmiyor muydu ve neden müdahil olmadı?
Eğer devlet aklının nasıl işlediğini bilemezseniz bu sorulara da cevap bulamazsınız.

Burada devlet aklı şöyle işledi!
  1. Eğer devlet öyle veya böyle halk desteğini arkasına almış bir terör örgütüne karşı müdahale etmekte zamanlama hatası yapsaydı pkk’ya destek amacıyla halk sokağa dökülecekti. O zaman bir iç savaş çıkma ihtimali çok yüksekti. Devlet böyle bir halk isyanını bastırma kudretine sahiptir ama çok kan dökülürdü dış dünyaya kendimizi anlatamazdık. Pkk nın da tuzağına düşülmüş olurdu. Devlet bu tuzağa düşmedi. Bilakis kendisi tuzak kurdu.
  2. Ortada kandırılmış bir halk vardı. Dış güçlerin taşeronluğunu yapan eli kanlı bu hain örgütün ne mal olduğunu, kim olduklarını ve neye hizmet ettiklerini halka göstermek gerekiyordu. Aksi taktirde kandırılmış olan bu insanlara ne anlatırsanız anlatın pkk nın kuyruğuna takılmaktan vazgeçirme ihtimali kalmamıştı. Devlet aklı bunu çok iyi analiz edip halka bu hainlerin kim olduklarını göstermek adına onlara mühlet vermiş oldu.
  3. Pkk şehirlere yığınak yaparken neler yapmıştı! Oradaki yaşayan halka zor kullanarak ve evlerini gaspederek ellerinden alıp yerleşti. Kürtlerin haklarını savunma iddasında olan bu canilerin gerçek yüzlerini halk en çok o zaman görmeye başladı.
  4. Dini hassasiyeti yüksek olan bu halk pkk tarafından camilerin yakılmasını, minarelerin yıkılmasını, Kur’n-ı Kerim’lerin yakılıp yerlere atılmasını ve böylece ne kadar din düşmanı kafir bir örgüt olduğunu bizzat gözyaşı dökerek izlemiş oldu.
  5. Bütün bunlar “bir musibet bin nasihatten iyidir” sözü mucibincehalk eli kanlı, din düşmanı, bölücü, yıkıcı, yakıcı...bu hainlerin kim olduklarını görmüş ve gerçeklerin farkına varmış oldu.
  6. Devlet halkın bütün çıplaklığıyla gerçekleri görüp pkk ve siyasi uzantısı olan HDP den desteğini çektiğini anladıktan sonra hiç beklemedikleri bir anda beklemedikleri bir şiddetle terör örgütünün tepesine bindi.
Şimdi ne Kandil’de mağaralardan başlarını çıkarabiliyorlar ne de şehirlerde kazdıkları çukurlara gömülmekten kendilerini kurtarabiliyorlar. Halkın da desteğini kaybeden pkk terör örgütü tarihinin en büyük yenilgisini aldı. Yaklaşık altı bin terörist öldürüldü bir çok yaralı ve kayıp var. HDP de hiçbir ilde miting yapamaz hale geldi.
Devlet pkk ya karşı ilk defa bu kadar kapsamlı ve kararlı bir operasyon düzenleyerek tarihinin en ağır yenilgisin örgüte yaşatmış oldu ve yaşatmaya da devam ediyor. Devlet aklının nasıl işlediğini ve gerçek sahiplerinin elinde olunca nasıl sağlıklı işlediğini arkasından pkk yı nasıl bozguna uğrattığını gördük değil mi?

Bu başarının başlıca nedenleri şunlardır!
  1. Recep Tayip Erdoğan’ın yıllardır sabır ve kararlılıkla sürdürdüğü mücadelesinin sonucu olarak parçalanmış ve birbirinin ayağına kurşun sıkar hale gelmiş devletin kurumlarını tek vucut hale getirmesi. Dolayısıyla ne kadar güvenlik zaafiyeti varsa hepsinin ortadan kaldırılmış olması. Yani devletin güvenlik güçlerinin ve milli isthbaratının tek merkezden yönetilir hale getirilmesi.
  2. Savunma sanayimizin millileştirilmesi ve milli imkanlarımızla geliştirdiğimiz en modern silahlarla kimseye bağımlı olmadan operasyonun yapılmış olması.
  3. Devlet aklının düzgün ve sağlıklı çalışması. Yeniden tarihi birikiminden ilham alarak hareket etmesi. Hükumetin tavizsiz kararlılığı.
Böylece istenilen başarı elde edildi. Devletin kararlı ve isabetli gücü karşısında Pkk kendi kazdğı çukurlara gömülmekten kurtulamadı. Allah devlete millete zeval vermesin.

Kalın Sağlıcakla
Hikmet Uğurlu
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.