KATI İDEOLOJİLER , ASIRLIK MÜCADELEYE RAĞMEN  NEDEN İKTİDAR OLAMAZ  ?

Birinci sebep , bu sualin bizzat kendisinde gizlidir. İdeoloji taraftarları , hiç bir zaman “Niçin olmadı ?” sorusunu kendilerine sormazlar. Sorsalardı -olması- için çıkış yolları arar, muhtemelen bulurlardı da. Lâkin, hiç sormadılar, çünkü ; onlara hep : “ Lider-teşkilat(örgüt)- doktrin- eleştirilmez “ dendi. İdeolojik  öğretinin

ilk adımı, ELEŞTİRİ diye bir kavramı zihinlerden söküp atmaktır. Lideri eleştiremezseniz, onun hatalarını göremezsiniz, doktrini eleştiremezseniz ; onu dokunulmaz hale getirerek yeni şartlara uyumlu hale gelmenin yollarını tıkarsınız ; örgütü-teşkilatı eleştiremezseniz , değişen şartlara göre kendinizi yapılandıramazsınız. Dünya değişir, siz yerinizde sayarsınız. Değişen dünya, her gün fikirleri, örgütleri, siyasetçileri -güncelleme-yapmaya ittiği halde bunu yapamazsanız.Neticede dünya bir tarafa gider, siz başka bir tarafa gidersiniz.

Bu “Dikey Üçlü”ye  getirilen eleştirilmezlik zırhı , ideolojik bağımlıların -sorgulama yeteneğini- yok etme maksadına matuftur. Halbuki, bir hareket ; başarıya ancak sorarak, sorgulayarak ulaşır. Üstelik buna önce kendinden başlar. İnsanlar ile robotları farklı kılan unsur  sorgulama yeteneğidir. Özeleştiri erdemini yitirmemiş ideolojik yazarlardan bazıları zaman zaman bu yanlışa dikkat çekerek : “ Bu mantıkla okulların robot yetiştirme  mektebine  dönüyor...” diye yakınmıştı.

Bir başka robotlaştırma biçimi de ; bir düşman yaratarak- toplumu  bu düşman ekseninde kamplaştırmaktır. Önce  toplumun korkularına uygun muhayyel bir düşman oluşturulur. Sonra düşmanın gücü, tehdidi abartılarak  büyütülür. Amaç herkesin kendini tehdit altında hissetmesidir. Zamanla o düşmanı, kişi şahsi düşmanı gibi görmeye başlar. Bu safhada  artık sorgulamayı, eleştiriyi bırakarak, düşmana odaklanır. Her türlü eleştiriyi “ Böyle bir düşman varken, bir de eleştiri mi ?” diyerek böyle bir ihtiyacı düşmanlık olarak niteler. Böylece farklı yollardan  eleştirilmezlik sonucuna ulaşılır.

29 Nisan 1909, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971,12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 Darbelerinde olduğu gibi....

Sorgulamamak , beyne zincir vurmaktan başka bir şey değildir. Ancak bu güdüleme biçimi , herkeste aynı tesiri yapmaz. Eğitim durumu, zeka, yetenek ve farklı faktörlere bağlı olarak  farklı derecelerde  robotlaşma eğilimi ortaya çıkar. Bazıları kendini bu mengeneden çabuk kurtarır, bazıları hiç kurtaramaz. Bir ömür bilmediği, anlamadığı, arkasını, önünü göremediği insanlara hizmet eder. Erken uyananlar bu güdülemenin yanlışlığını görür, durumu düzeltmek için toplumu dürtmeye başlarlar. Ama toplum öyle derin uyutulmuştur ki ; kolay kolay uyanamaz. Üstelik uyuyanların etrafında -uyandırıcıları engelleyen- eli değnekli daha derin uykuda olanlar vardır. Onları aşarak  bir uyandırma faaliyeti yapmak neredeyse imkansız gibidir.

İdeolojik Hareket , yanlış şablonlarla, yanlış adamlarla yönetilmenin sıkıntısını çekmeye devam eder ve fakat bu mengeneden , bu kurutucu sarmaldan bir türlü kurtulamaz. Bir savaş halinde sorgulama olmaz. Cephede iseniz, göreviniz sorgulama değil isteneni yapmaktır. 

Lider-Teşkilat-Doktrin 12 Eylül Türkiye'si için bir anlam ifade edebilirdi. Bugün bir anlam ifade etmediği gibi İdeolojik Siyasi  Hareketlerin  geri kalma sebeplerinin başında geliyor. Bu şablonun bir çok yan etkisinden biri de ideolojik bağımlıları okumaktan, araştırmaktan, üretmekten alıkoymasıdır. Doktrin eleştirilmeyecek kadar mükemmel olunca yeni şeyler öğrenmenin gereği de kalmıyor. Dikkatle bakarsanız bugün, İdeolojik Bağımlılar istisnalar hariç  okumuyor, Uluslararası düzeyde edebî eserler veremiyorlar. Tam anlamıyla  kendi hikayelerini bile yazamadılar. Sorduğunuz zaman şaheserler yazıldığından bahsederler.

          “ Bir hareket  niçin robotlaştırılır ?”  sorusu da bu noktada anlamlı bir sorudur.,Sorgulamadan kaçmak için, ortada saklayacak bir şeylerin olması gerekir. Hangi yolla olursa olsun toplumu -sorgulamaktan uzaklaştırmak isteyenlerin- hep saklayacak bir şeyleri vardır. Sorgulama , bazen gizlenen gerçekleri ortaya çıkarır. Ve esasen , saklayacak şeyleriniz varsa kimsenin sizi sorgulamasını istemezsiniz.

İdeolojik Bağımlı Siyasî Hareketler , boyunlarına vurulan ELEŞTİRİLEMEZ-DOKUNULAMAZ  zinciriyle çok kötü yönetildiler. Nereye götürüldüklerini göremeyecek kadar körleştirildiler. Alınan seçim yenilgilerinin sebebi olan felsefî yapı, lider ve kadroları sorgulamak yerine  kendilerine adını verdikleri HALKı-MİLLETi “Kör Cahillik” ile suçladılar.  Bu  kolaycı, özeleştiriden kaçan, ölçüsüz, saygısız ve hattâ edepsiz kelâmları edenlerin sırtı işte bunun için yerden kalkmadı ve hiç bir dönem iktidar  olamadılar. Sadece, Tek Parti Döneminin ve Darbelerin kalıntısı Vesayet Odakları ile yakına kadar iktidara ortak oldular , lâkin ; şimdilerde o ipleri de kesilmiş vaziyette ve boşluktalar...

           Siz değerli okurlarımın ferasetinin “Kim Bunlar” dedirttirmeyecek kadar yüksek olduğunu biliyorum. Haydi bir ip ucu vereyim : “ Cumhuriyetçiyim” ,”Milliyetçiyim”, “ Halkçıyım”, “..ist’im” diyenlere , aziz Milletimizden , sevgili Halkımızdan umut kesenlere , DARBECİ ZİHNİYETE  ve dünyanın en zeki bu aziz  Milletini  CAHİLLİKLE suçlayanlara bir kez daha  ve dikkatlice bakınız...

           Herkese selâm ve mehabetlerimle....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.