KOALİSYON TERÖRÜ

 Bizim yaptığımız analizleri beğenmeyenler de olacaktır mest olanlarda. bu analizleri yaparken tek derdimin İslam ve Vatan olduğunu belirtmek isterim. Lakin Vatan kelimesinin yüceliğini sindiremeyen bazı kesimler bizleri taraflı olarak lanse edeceklerdir. Varsın etsinler. Etsinler ki biz doğru yolda olduğumuzu bilelim davamıza daha da sıkı sarılalım.

Öncelikle Çözüm Sürecine değinmemiz gerekir. Ya da çözümsüzlük sürecine. Benim baştan çok değer verdiğim bir projeydi. Çünkü doğu da yaşayan mazlum halkın refahı için, huzuru için gerekliliği son derece elzem olan bir proje. Ama son zamanlarda meydana gelen olaylar bu işin aslında bir çözümsüzlük olduğunu ortaya çok net bir şekilde koymuş oldu.  8 haziranda yani seçimden sonraki gün yazmış olduğum yazımda dile getirmiştim. Ne demiştik o zaman hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Neden mi ? bu ülke de ne zaman koalisyon kuruldu ise o zamanlarda 1 damlacık bile yol alamadı. Mafyalar türedi kendi istediğini yapabilme adına Devlet takılmaz hale geldi. Kısacası çeşitli gayri resmi güç odakları kendi bağımsızlığını ilan etti. Gazi olaylarında olduğu gibi silahlı eylemler tertip edildi. Bunlar tertip edilirken 3 tane siyasi partinin genel başkanı bir koalisyon kurdu. Adı koalisyondu. Herkes kendi atını oynatma derdinde idi. Milleti ve Devleti düşünen yoktu varolanlara ise fırsatlar verilmemişti. PKK terör örgütü çok aktif ve ülkemiz için acı dolu günleri yaşatıyordu. Her gün şehit haberleri medyanın manşetlerinden inmiyordu. Siyasilerimiz ise vatan için hayırlı olacak konularda bir olup bu şer odaklarına gereken cevabı veremiyor dik duramıyordu. Çünkü o zaman ki siyasiler birilerinin dediğini yapmaktan öte gidemiyorlardı. PKK terör örgütüne destek verecek kadar alçak komutanlar türüyordu. doğuda mazlum halka kan kusturuyorlardı. pkk geliyor sen devlete destek veriyorsun diyerek köy halkının çocuklarının bir kısmını dağa götürüyorlardı. bunu zorla yapıyorlardı. Güya devletin askeri  hain komutanlar ise köylüye sen pkk ya destek veriyorsun diyerek halkı sindiriyorlardı. Devlete düşman olmalarını sağlıyorlardı. Şimdi o köy halkı ne yapmalıydı ki? Bir yanda devlet başa kakıyor bir yanda pkk terörü kafa kesiyordu. Yani koalisyon dönemleri tam anlamıyla kargaşanın hakim olduğu karanlık dönemlerdi.

Ne zaman Ak Parti gibi milli ve manevi değerlere önem veren bir parti tek başına iktidar oldu o zaman karanlıklar aydınlığa dönüştü. İlk önce mafyalar ortadan kaldırıldı. Devletten başka bir gücün olmadığı gösterildi. Kendini değil Milleti Vatanı düşünen gençler rol amaya başladı. Daha sonra PKK terör örgütünün baskılarından halkı kurtarma girişiminde bulundu. O mazlum halkı terörün kucağına bırakmaya niyeti yoktu. Bu noktada ÇÖZÜM SÜRECİNİ devreye soktu. Bunu yaparken belki de kendi siyasi hayatını bile sonlandırmayı göze almıştı. Süreç boyunca halka çok iyi davranıldı.  Güvenlik Güçleri çeşitli sosyal projelerle halkın sevgisini tekrar kazandı. Halkın gönlü alındı adam yerine konuldu. Kayseri'de, Amasya'da, Samsun'da, Ankara'da polislerin çok rahtlıkla ceza kestiği trafik kuralı ihlallerinde bile hoşgörülü davranılarak halk bu devlete tekrar ısındırıldı. Yeri geldi polisler ticari taksi gibi çalıştı. Yeri geldi insanları sırtında taşıyarak hastaneye yetiştirdi. Batı'da olmayan çift şeritli yollar küçük illere yapıldı. Dağlar tüneller yapılarak delindi. Bu yapılanlar küçük birer örnek.  kısaca Kürt Halkı PKK nın kucağına bırakılmıyordu. Hükümet daha da öte giderek terör örgütü elebaşı apo ile müzakere masasına oturuyordu. Bunu kendi siyasi hayatlarını sonlandırma pahasına yapıyorlardı.  Kürt halkına çok değer verildiğini onlarında bu vatanda sözlerinin olduğunu onlarında bu vatan için kıymetli olduğunu hissettiriyordu. PKK ise her zamanki gibi kaçak oynuyordu kalleşlik yapıyordu. çünkü PKK hiçbir zaman Kürt halkının savunucusu olmamıştır. çünkü; PKK şer odaklarının on numaralı maşasıdır. ülkemizde gözü olanların savunuculuğunu yapan bir örgüttür. PKK bu süreçte kalleşliğine şöyle devam ediyordu. çözüm süreci işlerse bu ülkede barınamayacağını bildiği için kalleşliğini son demine kadar gösteriyordu. askerin silahını kullanmadığı fırsat bilerek rahat rahat yollarda kimlik kontrolleri yapıyor. Öğretmenleri kaçırıyordu. Kimisini şehit ediyor kimisine de iyi davranıp bırakıyordu .(iyi propaganda yapması için kaçırdığı bazı insanlara iyi davranırlar) İş makinelerini yakarak oradaki halkı refaha ulaştıracak projeleri baltalıyordu. yapılan barajlara karşı olarak halkın elektriğe ve suya kavuşmasını istemiyordu. Bunu yapmasındaki amaç çözümü bitirmek için çözümün yürümesini önlemek için çözümsüzlük ortaya koymak içindi. Silahların sustuğu dönemde bu kalleşliği yapıyordu. silahların sustuğu dönemde o zaman ki bdp şimdi ki hdp çözüm sürecine pkk nın aracısı olarak katılıyordu. Bu dönemde pkk çok şirin gösterilmeye çalışılıyordu hdp tafından. hdp bu dönemde bu örgütün savunucusuyum kelimesini rahatlıkla kullanabiliyordu. peki bu süreç sekteye uğrayınca pkk eylemler yapınca neden başka konuşuyorlar acaba diye insanlar sormuyor da değil. o zaman kazandığı özgüveniyle cesurca konuşanlar şimdi neden farklı konuşuyorlar.

Çözüm Süreci boyunca Hükümet bir çok tavizler verdi. bu süreçte örgüt güç kazandı öz güven kazandı kahve köşesinde bile pkk yı savunan tipler türedi. bundan sonra o özgüvenli gençlerin de nasıl bir tavır takınacağını çok merak etmiyor da değilim. kıçına kına mı yakar ya da dağa çıkıp bir hiç mi olur. Bu süreç Suruç katliamı ve çeşitli yerlerde pkknın kalleşçe düzenleği kanlı eylemler sonucunda sekteye uğradı. Suruç'ta eylem yapanların üzerine bomba patlatılırken DEMİRTAŞ ın çağrısı ise bu olayı gölgede bırakacak bir eyleme ortam çağrısıydı. bunu da bu halkın iyi okumasını istiyorum.

Şunu da belirtmek istiyorum. Bazı cahil aydınlarımız ve insanlarımız PKK ile KÜRT halkını aynı kefeye koymaya çalışıyorlar. Ben onları da Allah'a havale ediyor bir an önce kendilerine gelmelerini tavsiye ediyorum. Çok yakından tanıdığım bir KÜRT abimin PKK nın ölüm listesine girdiğini belirterek oradaki vatan sevdalısı Kürt kardeşlerimizin davamızda ne kadar değerli olduğunu vurgulayarak PKK'nın bir şer odağı olduğunu belirtiyorum.

Özetle çözüm süreci birileri için çözümsüzlük süreciydi. PKK kesinlikle silah bırakmayacaktı. Çünkü Kürtlerin savunucusu değildi bunlar. Kürtlerin ve tüm milletin tek savunucu RECEP TAYYİP ERDOĞAN'dı bu süreç bunu ispatladı. seçimlerden sonraki yazımda dediğim gibi HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK. Bunu bir nefret ve savaş söylemi olarak algılamayın. Şunun için diyorum. PKK'ya fırsat verilmeyecek ona destek olanlarda onlarla birlikte yok olacaklar.

YORUM EKLE